Sıkça Sorulan Sorular

Amacımız sizi kötü (sert, sinirli, üzgün, mutsuz, yaşlı, yorgun) yani olumsuz gösteren burnumuzu ufak işlemler ile değiştirip “fresh” bir görünüm kazandırmanın yanında, sağlıklı nefes alan bir burun oluşturmaktır.

Kapalı teknikte bütün kesiler burun içerisinde yapılır. Cerrah burun ucundaki kıkırdakları görmeden, içeriden çalışarak ameliyatı tamamlar. Açık teknikte ise burun ucunda 3-4 mm kesi yapılarak burun ucu açılır. Bu şekilde burun ucu kıkırdaklarını görerek şekillendirmek mümkün olur. İki tekniğin de birbirine göre avantaj ve dezavantajları vardır. Hangi tekniğin sizin burnunuz için uygun olacağına hekiminizin söyleyecektir.

Burundaki sorunun durumuna göre her iki tekniği de kullanıyorum. Eğer burun ucunda fazla sorun yok daha çok kemik çatıda sorun varsa kapalı tekniği tercih ediyorum. Burun ucunda da sorun varsa açık tekniği tercih ediyorum.

Burnun kendi kemik ve kıkırdak anatomik iskeleti mevcuttur. Ameliyat sırasında bu yapılar üzerinde çalışılarak büyük yapılar varsa küçültülür veya  küçük olan yapılar büyütülür. Zayıf kıkırdak ve kemikler güçlendirilir. Her insanda yapılar farlı olduğundan farklı işlemler yapılır.

Amaç: Çekici ve işlevsel burun yapmaktır, bunun için doğuştan güzel burunlar  referans alınır. Ancak herkes aynı tarz burna sahip olmak zorunda değildir, olmamalı da zaten. Burun yüze özel olmanın yanında; cinsiyet, ırk gibi faktörler de göz önünde bulundurulur.

Elbette her işin bir zorluğu vardır. Özellikle bir hekim için yüzde olan ve herkesin yorumuna açık değişim yaratmak daha zordur. Kişilerin beklentileri, burun yapısı, ameliyat sonrası süreç (kabul edilme süreci) psikolojik faktörler (kişilik yapıları) vs… çok sayıda birbirinden bağımsız faktörün bir arada çözüme ulaştırmaya çalışmak zordur. Hasta açısından bakıldığında ilk bir hafta, yani fiziksel süreç çok zor sayılmaz. Fakat yeni burnu kabullenme süreci iyi hazırlanmayan hastalarda biraz zor geçebilir.

Her iki branşın burun konusunda iyi özellikle rinoplasti ile  ilgilenen hekimleri vardır.

Önemli olan hekimin burun cerrahisindeki deneyimidir. Ancak hekiminizi seçme konusunda en doğru kararı iyi bir araştırma neticesinde kendiniz vereceksiniz.

Rinoplasti de üst yaş sınırı olmamakla birlikte alt yaş sınırı erkek ve kızlarda farklılık gösterir. Bayanlarda 16-17, erkeklerde 17-18 yaşından itibaren  sonra estetik burun ameliyatı yapılabilir.

– Öncelikle size bir görüşme randevusu ayarlıyoruz.
– Görüşmeye geldiğinizde endoskopik cihazlarımız ile burun içerisini görüp muayenenizi oluyorsunuz. Daha sonra burun hakkında neler yapabileceğimize karar vermek için fotoğraflarınızı çekiyoruz ve bu fotoğraflar üzerinden ameliyat planlaması yapıyoruz. Yapılan planlama sonucunda size nasıl işlemler uygulanacağı hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz.
– Ameliyat olmaya karar verirseniz asistanımız size uygun ameliyat gününü organize eder.

Bazı ilaçlar anestezi ile etkileşebilir veya yan etkileri ameliyat ile ortaya çıkabilir. Kullandığınız tüm ilaçları mutlaka doktorunuza bildirin. Özellikle Aspirin ve türevi ilaçlar ameliyattan bir hafta önce kesilmelidir.

Özellikle adetin ilk günü kanama, morarma ve şişme fazla olacağından önerilmez.

Sigara yara iyileşmesini olumsuz etkiler. Ayrıca kanamaya yol açabilir. Bu nedenle ameliyat öncesi olabildiğince erken bırakılması (en geç bir gün öncesinden ) ve ameliyat sonrası da bir dönem kullanılmaması öneririz.

Ameliyat öncesi soğuk algınlığı, grip gibi basit enfeksiyonlar bile ameliyat olmanıza engel teşkil eder. Tam iyileşme olduktan sonra ameliyat olmanız daha uygun olur. Ancak çok hafif boğaz ağrıları zaten burun tıkanıklığı olan hastalarda sık görülen bir durum olduğundan operasyon öncesi doktorunuzun görmesi faydalı olacaktır.

Ameliyat günü rahat kıyafet ile hastaneye gelin. Makyaj yapmayın. Takılarınızı evde bırakın (alyans, kolye). Mümkünse düğmeli veya fermuarlı elbiseler tercih edin. Baştan giyilenleri tercih etmeyin. Saç spreyi, jöle,takma tırnak, takma kirpik kullanmayın.

Herhangi bir ameliyata girerken aç gelinir. Bu burun içinde geçerlidir. En az 6 saatlik açlık süresi yeterlidir. Buna su da dahildir; fakat su çok fazla olmamak şartıyla iki saate kadar içilebilir.

Ameliyat saatinden 1-2 saat önce hastanede hazır bulunulmalı. Yatış işlemleri yapılıp, onam formları imzalanıp odanıza geçtikten sonra kan tahlilleriniz alınır. Bu iki saatlik sürede anestezi için gerekli tetkikleriniz yapılır. Sonrasında anestezi doktoru sizi detaylı bir şekilde muayene eder narkoz almanıza mani bir durum olup olmadığını araştırır. Herhangi bir sorun varsa sorun giderildikten sonra ameliyata alınırsınız.

Hemen her zaman genel anesteziyi tercih ediyorum. Bu anestezi şekli sanıldığının aksine daha riskli olmamakla birlikte hem hastaya hem doktora konfor sunar.

Ameliyat salonuna alındıktan sonra kalbinizin durumunu değerlendirmek için EKG elektrotları vücudunuza yapıştırılacak,odanızda genellikle sol kolunuzdan açılmış olan damar yoluna serum takılır. Sağ parmağınıza kanın oksijenlenmesini gösteren bir cihaz takılacak ve bir kolunuza tansiyon aleti bağlanacaktır.Damarınıza takılan iğneden verilecek ilaçlarla veya maskeden soluyacağınız oksijen ve anestetik ilaç karışımı ile uyumanız sağlanacak (bu arada ameliyatınız yapılmış olacak ve siz bunu hissetmeyeceksiniz). Durumunuzu takip için uyanma odasına alacağız. İyice uyandığınıza karar verildikten sonra cerrahi kliniğe gönderileceksiniz.

Öncelikle ameliyat sonrası burnunuz daha kötü olmamalı ve doktorunuz size bu konuda garanti vermelidir. Olası bir sorun başınıza gelirse (ki bu önceden asla tahmin edilemeyen bir sorundur) bunun çözümü mutlaka vardır. Çoğunlukla rötuş benzeri işlem ile kolayca düzeltilebilmektedir.

Ameliyat süresi hastadaki problemlere,isteklere ve doktorun tecrübesine göre değişir. Bu süre bizde ortalama 2 saattir.

İlk gün şart olmamakla birlikte yanınızda birisinin bulunması psikolojiniz ve konforunuz açısından iyi olacaktır.

Ameliyattan sonrası özel bir sorun gelişmezse aynı gün rahatlıkla taburcu olabilirsiniz. Yapılan gözlemlerde erken gündelik hayata dönme, hastanın yaraların daha çabuk iyileştiği göstermiştir. Ayrıca en mükemmel hastane bile insan evindeki rahatlığını veremez.

Son yıllarda hemen hemen sadece silikon tampon kullanmaktayım. Silikon tamponların ortalarında geniş delikleri olması sebebi ile nefes aldırdıklarından tercih edilmektedir. Silikon Tamponları 2.gün alırken hiç ağrı olmaz, ancak keyifli bir his de değildir.

Seçilmiş vakalarda burnun daha güzel görünmesini sağlayabilecek dolgu, botoks ve iple şekillendirme yapılabilmektedir.

Hastalarımızın yaklaşık %20’sinde kızarıklık veya morluk olurken, hemen hemen hepsinde az veya çok ödem, şişlik oluşmaktadır. Şişlik ve morluklar maksimuma ikinci gün ulaşırken, 3. günden sonra hızla iner.

Özellikle ilk gün göz çevresine 15 dakika aralıklarla buz uygulaması oluşacak morluk ve şişlikleri ciddi oranda azaltacaktır. Buz uygulaması sırasında alçı korunmalı ve doktorunuzun tarifine göre uygulama yapılmalıdır. Ek krem uygulamalarının faydası ispatlanmamıştır.

Alçı ve bantların burun üzerinde kalma süresi özel bir durum gelişmedikçe 7.günde çıkarılır.

Ameliyat sonrası burun tıkanıklığı başlangıçta normaldir. İlk iki gün burun içinde silikonlar olacağı için çok kaliteli bir nefes alıp verme olmasa da sizi oldukça rahatlatacaktır . İkinci gün silikonların alınması ile birlikte burun açılır. Ancak zaman zaman pıhtı ve burun salgıları ile burun tıkanabilir. Bunu önlemek için deniz suyu kullanılabilir. Buna rağmen tıkalı olursa kabukları temizleriz ve burun açılır. Üç haftadan sonra normal nefes alıp vermeler başlar. Ancak zaman zaman kısa tıkanmalar yaşanabilir. Daha sonra o da kaybolur. Ameliyat sonrası altı aydan fazla zaman geçmesine rağmen burun tıkalı ise ameliyatla ilgili sorun olma ihtimali yüksektir. Bazı burun sendromlarında, alerjik durumlarda ameliyat harici sebeplerle burun tıkanabilir. Olası bir durumda doktorunuz size bilgi verecektir.

Elbette; sadece sinüzit değil tüm diğer burun içi hastalıklarda gereken müdahale birlikte yapılmasında bir sakınca yoktur.

Öncelikle ikinci ameliyat için en az 6 ay beklenmelidir. İkinci ameliyat kesinlikle daha zor değildir ancak hastaların güveni ilk ameliyattan sarsıldığından daha stresli, sabırsız ve endişeli olunduğunu görmekteyiz. Doğru yapılan ikinci ameliyat çoğu sorunu özel durumlar dışında çözmektedir.